21 Ocak 2014 Salı

BEBEKSEL MEVZULAR-2


Hamilelikte son 16 güne girmiş bulunuyorum.Bebiko hem hemen doğsun seviyim hem de hamileliğin tadını çıkarıyım istiyorum:) Kafam gidip geliyo anlayacağınız:)
     İlk bebek her anlamda acemilik bence.O yüzden de insanın kafasında neyi nasıl yapacağına dair hep soru işaretleri oluyor.Neler aldım, neler yaptım bir başkasına fikir vermesi amaçlı yazmaya devam ediyorum:)

     BEBEK MOBİLYASI

    Bebek mobilyasında kız erkek farketmez allı güllü dallı şeyleri hiç sevemedim. Özellikle pinterenstte görünce ağzımın suyunun aktığı sade mobilyalarla zenginleştirilmiş dekorasyonlara bayıldım hep. Sade beyaz mobilya alıp aksesuarlarla renklendirecektim odayı kararım kesindi. Fakat benim dallasa dönen iş yeri mevzum yüzünden taşınamadığımızdan bebikoya tam bir oda yerine köşe hazırlayabildik. Şark köşesi oluyosa bebek köşesi de olabilir:) Pek geniş bir alanımız da olmadığından yatağını ve dolabını koyacağımız duvarı koçtaştan aldığımız duvar kağıdıyla kapladık.(duvar kağıdı yapmak cidden sabır ve enerji istiyomuş yalnız) Odaya sığacak en uygun yatak ve dolabı da tabiki ikeada bulduk. Bebek dolabı olarak pek seçenek yok açıkçası o yüzden normal bir gardrop da alınabilir.İçi çocuk büyüdüğünde kıyafetlerine ulaşabilmesi için düzenlenebilir. Biz zaten yer darlığından dolayı da şu cici modele karar verdik.
Gardroba  uygun olarak şu beşiği almaya karar vermiştik
Fakat kenarının çıkamamasından dolayı kararımızı başka modelden yana kullandık.Bu modelde, bebek büyüdükten sonra yan bölümü çıkarıp tek başına yataktan inmesi sağlanabilir.
Yine karyolaya uygun yatağı da ikeadan aldık.Karyola ölçüleri küçük olduğundan başka bi yerde uygun yatak var mıdır hiç bakmadım bile.Yorgan olarak karyolaya büyük gelse de  english home dan pamuk yorgan aldık.

BEBEK ŞEKERİ

Bebek şekeri için hep aynı şeyler gördüm.Leylekli,patikli,emzikli çok bebek kokan modelleri sevemedim bi türlü.Öncesinde Eminönü'nde gezerken gözüme bir model kestirmiştim ama bebikonun erkek olması durumunda onu alacaktım:) Sonra internette gezinirken en güzel orjinal modelleri  http://www.bonbonmarket.com/ da buldum. Kateaspen marka çok cici bebek şekerleri var.Orjinal model arayanlar kesinlikle göz atmalı:) Bebikonun cinsiyeti kesinleşince bebek şekeri için soluğu Eminönü'nde aldım.Önce bebek şekeri satan yerleri gezdim belki başka alternatif bulurum diye ama yok hiçbiri istediğim gibi değildi.Sonra soluğu Şark Han' da aldım. 
Birkaç ay önce beğendiğim süsleri tek tek tüm dükkanları gezmem sonucunda buldum. Esasında bebek şekeri değil ziyaretimize gelenlere küçük hediye oldular:) çünkü ne lavanta ne de şeker taktım. Hazırladığım etiketleri atlı karıncaların tepelerindeki iplerden taktım ve taataaamm oldu.



 Renk alternatifi açısından erkek bebek için daha uygun buldum. 6'lı paketler halinde satılıyor.Yanlış hatırlamıyorsam paket fiyatı 6.5tl. 
Her pakette mavi,turuncu,kırmızı,sarı,yeşil olmak üzere 5 renk var. 6.sı ya tekrar mavi ya da turuncu:) 5 renk dışında başka renk bulamadılar sanırım:) Orjinal ürünler arayanlar Şark Han'a kesinlikle göz atmalılar. Oradaki bebek şekerleri(aynı ürün olmasına rağmen) diğer yerlere göre daha uygun fiyatlı. Kar küreleri, 

biblolar da hediye olarak verilebilir.
   Böylece hastane süsü olarak da temayı atlı karınca olarak belirlemiş oldum.

instagramdan takip etmek isteyenler için
                         instagram: cns_klnc  



5 Ocak 2014 Pazar

BEBEKSEL MEVZULAR-1


    Koca bir aralık ayı gelmiş geçmiş,hatta yepyeni bir yıla başlamışız(ki bizim yılımız olacak) ve ben iki cümle yazamamışım.Ama suç bende değil çok hızlı geçen zaman ve milyon tane yapılacak işlerde:) 
    Yeni bir insan dünyaya gelirken de aynen düğün hazırlığı gibi bitmek bilmeyen işler,eksikler insanın yakasını bırakmıyor.Şikayetçi miyim? tabi ki hayııırrr.Hepsi birbirinden heyecanlı tatlı telaşlar.Neler yaptım, neler aldım yazıyım da belki bir kader ortağına faydam olur:) Zira ben bu süreçte insanların tecrübelerinden bol bol faydalandım. Şimdi en saçma şeklide kafa karışıklığına neden olan bebek arabasıyla başlayalım.


Bebek Arabası


   Bebek arabası bakarken karşılaştığım blog ve internet sitelerinde 'ayy çok zor ne alsak, ben bunu aldım, o şunu aldı ben de memnunum o da memnun:)' gibi yorumlarla zaten karmakarışık olan kafam davul gibi olmuşken bu işi  evin beyine şutladım.
    Evet fikirlerinden çook faydalandığım bloggerların dediği gibi bu iş hiç de kolay değilmiş.Travel sistem mi, baston puset mi, ağırlık mevzusu, sağlamlığı, kullanım kolaylığı, tam yatış pozisyonu falan filan derken bi baktık hepsinin olurunun olduğu araba 2-3bin liraya çıkıyor. Tamam insan almak istiyor da bi bütçe mevzusu var:) Bi de kulağımda çınlayan iki arkadaşımdan duyduğum 'Bizim bebe hiç binmedi, sevmedi, ağladı' yorumları. Valla 2-3 bin lira vericem binmek istemicek mi? o zaman ben binerim o beni sürsün.Gözünün yaşına da bakmam:)
    Şimdi bence bebek arabası alırken sakin bir kafayla düşünmek gerekiyor.Çünkü bir başkası için mükemmel olan araba senin ihtiyaçlarını karşılamayabilir.
      *Aracınızın  olup olmaması(hem bagaja sığma durumu hem de oto koltuğu)
      *Evinizin kaçıncı katta olduğu, asansör durumu
      *Kullanılacak yerin durumu(mesela eviniz,mahalleniz yokuşlu mu)
      *Herhangi bir sağlık sorununuz(bel ağrısı gibi)
      *Ve tabi ki bütçeniz.
    Kendinize göre kriterlerinizi belirledikten sonra bebek arabasından ne beklediğinizi gözden geçirmekte sıra.
    *Çift yönlü kullanımlık(bebek hem size doğru hem ön tarafa dönük olabiliyor)
     *Hafiflik
     *Tek elle açılıp kapanabilirlik
     *Fren sistemi,çocuğun güvenliği için kemer sistemi
      *Fiyatı
    Araçtan beklentilerinizi de düşündükten sonra sıra geldi bol bol gezip araçları test edip bakmaya. ebebek, joker, mothercare, chicco, Eminönü'nde Havuzlu Han bizim baktığımız yerlerdi.Ben özellikle kaliteli, dayanıklı olmasına,ana kucağına uyumlu olmasına(mümkünse travel sistem), hafifliğine(yokuşu bol bir mahalleden dolayı),yıkanabilir kumaşlarına,tam yatış pozisyonlu olmasına(aslında ilk yıl anakucağı kullanılacağı için çok da şart değil),kullanıcı memnuniyetine, fiyatına önem verdim. Bakmaya başladığımızda çift yönlü kullanılabilmesini de istiyordum fakat öyle pıt diye öteki tarafa geçebilen kollular başka özellikleri taşımıyordu, diğer özellikleri sağlayanlarda da oturma bölümünü kaldırıp çevirmek gerekiyordu ve bu benim bebekle tek başıma kolayca yapabileceğim bir işlem değildi. O yüzden çift taraflı kullanımlık olsa da olur olmasa da durumuna geçti:)
      Bütün bu araştırmalarımız sonucunda nuna pepp modeline karar verdik.

Nuna pipa oto koltuğu ve koltuğunu takmak için aparatı dahil 700tl ye aldık.İBS anne bebek fuarında e-bebeğin ekstra indirimden dolayı baya uyguna geldi.Henüz kullanmadığımız için ürün hakkında yorum yapamıyorum fakat bebek arabası alacaklara tavsiyem bol bol gezin araçları inceleyin.Oto koltuğu alırken içindeki eğime özellikle dikkat edin, birçok koltuğun baş kısmı olması gerekenden yüksek olabiliyor.İndirimleri,kampanyaları takip edin çünkü ciddi indirimler oluyor.Özellikle ocak başında giyim de dahil bebek ürünleri indirime giriyor muhtemelen şubatta da sürüyordur.Yine bir çok mağazanın garaj günleri de oluyor.İstanbul' da olanlar Haşim İşcan(bisikletçiler çarşısı) Geçidine de bakabilir.Peşin alındığında indirim yapıyorlarmış. 
      İşte bir bebek arabası mevzusu da burada biter.Umarım bebiko da sever de bol bol gezeriz:)
       
      
      
      
     

27 Kasım 2013 Çarşamba

29/29


   Ben 29 yaşında eşek kadar kadın, O 29 haftalık minnacik bir bebe. Ben heyecanlı, meraklı, şaşkın; O kıpır kıpır, hareketli-)
   Her gün doğmuş halinin hayalini kurup dolaptaki minnacik çoraplarını öpüyorum ve galiba ben anneliğimden korkuyorum.

17 Kasım 2013 Pazar

RONALDO


   Futbola merakım bi kaç kere izlediğim maçla ve oynadığım(!) playstationla sınırlı.Eğlenelim diye aldığımız playstation bir evde nasıl kavga sebebi olur kitabını yazabilirim:)

   _gel sana playstation öğretiim de oynayalım.

   _hiihee tamam.
   _ şu tuşla pas vericen, şuna basıp koşucan, şu ikisine basıp bilmem ne yapcan...
   _hee hüü şimdi neye bascam?
   _ laaaagggnnn yuvarlağa bas ama önce adamına pas ver.
   _ neyle pas vercem, üstünde üçgen olana mı basım? 
   _Ooo öyle bakarsan daha çok gol atarım ben.
   _şu tuşları bi çözsem ben de atarım.
   _top ayağında bak koş.Yaa çok koşma dışarı çıkıon, oofff napıon yaa ortadan şut mu çekilir, şuna basıcan ne duruon...
   _hüüü ben oynamıcam be bu ne:(
   _tamam tamam gel bi daha anlatıım.

   Bu senaryoyu defalarca yaşadım, bi kere orta sahadan gol atarak da playstationı zirvede bırakma kararı aldım:)

   He burdan konuya nasıl gircem düşünüyorum:)Neyse. Yapılan spor vücut şeklini büyük ölçüde değiştiriyor.Basketbolcuların boyları uzun, yüzücülerin omuzları geniş,futbolcular kısa kaslı bacaklı falan filan.
   Peki biz hamileler futbol mu oynuyoruz? hayııırrr.Neden bacaklar bir futbolcu bacağı seviyesine gelir o zaman? bu sorunun cevabı yok bende şuan:)
   Doktorumla ilk görüşmemizde söylediği cümle hala kulağımda. 'Biz hamilelerimizin bu süreçte 12-15 kilo almalarını uygun buluyoruz.İlk 3 ay 1,5-2 , diğer 3 ayda ayda 1 kilo, son 3 aylık süreçte de ayda 2 kilo.' Sonra ben hesapladım hesapladım doktorun dediği rakamlarla 11 oluyor alınan kilo. Bir yerlerde bi açık var eee o açığı kapatmak gerek neticede:)
   İlk 5 ay 5 kilo alıp 6. ayda 3-4 kilo alarak açığı fazlasıyla kapattım sanırım.Şuan 28. haftamdayım aç karnına(ki tok tartılmak çok gereksiz) 10 kilo almış görünüyorum.Aldığım 10 kilonun sadece 1 kilosunun bebik olduğunu da düşünürsem geri kalan 9 kilo beni tabiki bir futbolcu, halterci vücuduna dönüştürmeye yeter de artar bile:) Daha önümde 2,5 ay olduğunu da düşünürsek doğuma nasıl bir vücutla gireceğimi çoook merak etmekteyim.
   Doğumdan sonra alınan kilolar çabuk gidiyodu di mi? Verin bana ordan bi tabak börek:)
    

7 Kasım 2013 Perşembe

TAKLACI TOMBAK


    Unuturum diye not etmişim telefonuma ilk kıpırtıları hissettiğim tarihi.6 Eylül..
     Hani muhabbet kuşunun kafesini açınca nereye uçacağını bilemez de duvardan duvara çarpar ya (evet bir zamanlar bizim kuşumuz bu haldeydi, herkesinki bizimki gibi şaşkın olmayabilir:)) sanki içimdeki minik bi kuş,bense duvardım. Ne zaman ki ayaklarımı uzatıp keyif yapardım başlardı kanat çırpışlar.Oysa şuan zaman farketmeksizin hareket halinde.Yemek öncesi, çikolata sonrası, merdivenden inerken, otururken,uyurken hiiiç farketmiyor, erkek olduğunu hatırlatır güçte tekmeler,yumruklar savuruyor.Artık yalnız ben de değil eli ya da gözü göbeğimde olan herkes hissediyor taklacı tombağı:) 

3 Kasım 2013 Pazar

HAMİLE YOGASI


      'Sağlıklı bir yaşam için spor yapın'  çoğu zaman klişe bir laftan ibaret gelirdi. 3 sene önce pilates yapmaya başlayınca ne kadar doğru olduğunu anladım.Sıkılaşmak için başladığımda bir süre sonra hep şikayetçi olduğum sırt ağrılarım da geçince benim için bağımlılık haline geldi.Spor salonunda bi uzmanla çalışmadım evde spor yapanların uzmanı Ebru Şallı ne güne var canımm aaa:) Bebek düşündüğüm andan itibaren bıraktım pilatesi ve yogaya başlamaya karar verdim.
       Yoga için düşünürken instagramda karşıma http://leileo.wordpress.com/  Zeynep çıktı. Çookk öncesinde internette de denk gelmiş unutmuştum.Yeni doğum yaptığı için yoga yapıp yapmayacağını, ya da bana ne tavsiye edebileceğini sordum.O kadar sıcak ve içten cevap verdi ki bir hafta sonra yogaya başladım.Bu arada yaz tatili geçmiş bizim bebe 17-18 haftalık olmuştu bile.Şuan 27.haftanın içindeyiz ve haftada 1 gün yogaya devam ediyoruz,stresimizden arınıyoruz:)
        Dersler Acıbadem Fulya hastanesinde ücretsiz devam ediyor ve hamile olan herkese açık.Öncesinde hastaneyi arayıp kayıt yaptırmak gerekiyor.Grup dersi şeklinde.Derste her trimesterdan hamileler olduğundan hareketler hepimize yönelik. Zaten amaç zayıf olmak, formda kalmak değil rahatlamak:) ki her ders sonrası ohh ne güzeldi diye bitiriyorum:)vücuduma inanılmaz iyi geliyor ve evde de bazı hareketleri tekrar ediyorum. Herkesin hamile olması da şahane bir duygu ve muhabbetler 'aaayy senin kaç haftalık? cinsiyeti ne? isme karar verdiniz mi? doktorun kim? normal mi sezaryen mi düşünüyosun?..... diye uzayıp gidiyor.:) 
         Derse başladığımız anda kabuğuna çekilen bebe tam gevşemeye gelince tekme tokat saldırıyor bana:) Hareket etmemi mi istiyo yoksa sukunetten yana mı keşfedemedim.Doğunca görücez artık.
         
        
        

8 Ekim 2013 Salı

ÇATLAK,PATLAK,YUSYUVARLAK...


     Çocukken oynamayı en sevdiğim oyunlardan biriydi öyle ki hala öğrencilerime bile oynatırım.Hoş şarkı sözü şimdilere gelene kadar biraz değişikliğe uğrasa da çatlak patlak kısmı mütematiyen sabit kalacak:) Yalnız yazarken düşündüm de ne demek istemiş olabilir bu şarkıyı uyduran:)
'Çatlak patlak
yusyuvarlak
kremalı börek
sütlü çörek
çek dostum çek
elini ordan çek...'
(Offf şimdi pofuduk peynirli bi börek, çörek olsa ne yerim var ya(yazarın içsesiydi ciddiye almayın))Anlayan, anlatabilecek olan varsa beri gelsin.Valla dinlicem.
      Şu sıralar gündemimde 'çatlamak'  bebek arabası nasıl olmalı,hangi geceliği alsamla birlikte üst sıralarda. Hal böyle olunca bi takım kremler,yağlar işin içinde tabi.Bunlar benim şimdiye kadar aldıklarım.

LIERAC: Birçok kişiden duyup,gördüm fakat hiç kullanmadım daha o yüzden faydalı mı değil mi yorum yapamıyorum.Krem yapıda olması cazip ama eğer siz de benim gibi güreşecek gibi yağlanıp kremleniyorsanız boyut ve fiyatı pek tatmin etmeyebilir.
BIO-OIL: Yıne methini pek duyduğum kokusu şahane sürümü kolay bir yağ.Hatta öncesinde oluşmuş çatlakları da düzenli kullanıldığında geçirdiği yazıyor.Nemlendirmesi güzel, vucuda iyice yedirildiğinde yapış yapış bi his olmuyor.Vücuduma sürdükten sonra elimde kalanı yüzüme yediriyorum.Cilt yaşlanması ve kırışıklığa da iyi geliyomuş.Benim için tek dezavantajı şişesi.Keşke fısfıslı olsaydı:)
BEBAK ACIBADEM SÜTÜ: Yine bikaç forumda çatlak için kullanıldığı gözüme çarptı.Daha öncesinde yüz temizliği için kullanmıştım.Tüylenme yaptığına dair yorumlardan dolayı vücudum için kullanmaya başlamadım hala.Çatlamamak için maymuna dönmeye değer mi karar veremedim:)
BEBEK YAĞI: Çölleri aratmayacak kurulukta bir cildim olduğundan hamilelik öncesinde de her duş sonrası tüm vücudum için kullanıyordum.Şuanda da aynı şeye devam ediyorum.Bebeksi kokusu herşeye değer:)
     Çatlamak ya da çatlamamak işte bütün mesele bu:) Genel olarak bilinen ırsi kanısı ne kadar doğru bilmem de annemdeki çatlakları göz önünde bulundurursam kumaşım pek kaliteli olmayabilir.Bu noktada gece-gündüz düzenli kullanmak pek önemli.Ben yine önlemimi alıyım da çatlarsam çatlarım:)Varsa başka önerilere açık olmakla birlikte bana gece-gündüz çok düzenli kullandığınızı da söyleyin de kendime bi çeki düzen veriyim yol yakınken:P