25 Mart 2014 Salı

DUYGU'NUN DOĞUM HİKAYESİ

     Duygu ile tanışmamız tamamen tesadüfe dayalı.Doktorumuz ortakmış ve biz birbirimizin farkına pek varamasak da randevularda denk gelmişiz. Instagram sağ olsun yüz yüze tanışma fırsatımız olmasa da iyi ki tanıdım dediğim insanlardan.Doğum yapmasını dört gözle bekliyordum ve sonunda kızı Azra'yı kucağına aldı fırsat bulur bulmaz da doğum hikayesini yazdı.Azra'ya analı babalı sağlık, huzur dolu bir hayat diliyorum...

           Hayatın Anlamı AZRA..


         Hamile olduğumu öğrendiğimde Bodrum’dan gelmiştik ve ben tatil boyunca ve öncesinde meğer hamileymişim. O an yaptığım tüm hatalı davranışlar,yediğim yasak yiyecekler,yapılmaması gereken hareketler ve içilmemesi gereken ilaçlar gelmişti.Hamileliğim boyunca hep korktum acaba bebeğe zararı olacak mı diye…
Çok şükür hiçbir zararı olmadı,ilk dört ay mide bulantısı ve çok uykulu halimle mücadele ettim,çalıştığım için oldukça zorlandım işyerindeki stresli ortam yüzünden de 32.haftamda doğum iznine ayrıldım.
         Günler doğum iznine ayrıldıktan sonra daha yavaş geçti bende kendimi hazırlıklara,yürüyüşlere,alışverişe,nefes egzersizlerine,normal doğum hazırlıklarına verdim.
Yapılması gereken her şeyi yaptım ve 37.haftadan sonra sadece bebeğimi beklemeye başladım her karın ağrısını acaba o mu diyerek yaşadım her hamile gibi J normal doğum videolarının neredeyse hepsini ezberledim her gece dualar ettim dayanacağım diyerek kendimi hazırladım.
         39.hafta kontrolünde doktorumun bebeğin başı doğum kanalına girmiş bu hafta bekliyorum demesine ne kadar sevinmiştim artık her sancıyı saate bakarak karşılıyordum ancak sonuç geçici bir ağrı oluyordu.40+0’da yine ümitsiz bir şekilde günlük yürüyüşümü yapmaya çıktım gayet rahat bir şekilde yürüyüşümü yaptım kuaföre gidip kaşlarımı aldırdım eve alışveriş yaptım geldim yemek yaptım ve eşimin işten gelmesini beklemeye başladım.O sırada yine o ağrılardan başladığını hissettim pek ciddiye almadım ancak sanki geçmiyordu ve şiddetleri artıyordu bu arada sürekli de lavaboya gidiyordum.Eşimin gelmesine az kaldığı için aramadım ve 2 saat öyle geçti,eşim geldi yemek yedik ve sanırım hastaneye gideceğiz dedim hemen doktorumu aradık ve daha lafımı bitirmeden hemen hastaneye git beni ordan ararlar dedi doktorum.
Kimseye haber vermeden hastaneye gittik,nöbetçi doktor açıklık kontrolü yaptı ve 2 cm açılma var doğum başlamış dedi,biz karışık duygular içinde nst’nin yolunu tuttuk sancılar görülüyordu ama çok şiddetli değildi dayanıyordum adet sancısı gibiydi hatta GS maçı vardı ve eşimle maçı izlemeye başladık o sırada doktorum yatış yapmamız gerektiğini söyledi ve bizi odaya aldılar biz ailelerimize haber verdik annem babam ve k.validem yarım saat içinde geldiler.NST bağlıydım sancılar biraz daha artmıştı ama hala iyiydim hatta oda süslemelerini anlatıyordum ama kimse beni dinlemiyordu J o sırada hemşire üzerimi değiştirdi suyumun her an gelebileceğini söyledi açıklık 3,5 cm olmuştu kızıma saatler kaldı diyordum kendi kendime bu sırada saat 23:30 olmuştu sancılarım 16:30 da başlamıştı.Doktorum sabah 06:00’ya kadar açıklık tamamlanmazsa suni sancıya başvuracağını söylemişti bu habere çok üzülmüştüm en çok ondan korkuyordum..
         O sırada pıt diye bir ses geldi ve suyum gelmedi resmen dere oldu taştı oda yatak her yer batmıştı , sokaklarda rahat rahat gezen ben sokaklarda olsaydı ne yapardım.Hamileliğim boyunca doktorum hep suyun normalden fazla diyordu işte o an anladım.Ben suyumun geldiğine çok sevinmişken doğumun hızlanacağını düşünürken hemşireler ve kayınvalidem telaşlı gözlerle birbirlerine bakmaya başladılar,yaklaşık 3-4 dk. İçinde üzerimde ameliyat önlüğü sezeryana doğru gidiyordum.. Evet suyum gelmişti ama pisti,kızım kakasını yapmıştı doktorum yaklaşık 10 dk içinde sanki hastaneye ışınlanmıştı ameliyathane hazırlanmış herkes beni bekliyordu.
         Tabiî ki üzülmüştüm çünkü ameliyat olmayı hiç istemiyordum ve istemediğim için sezaryenle ilgili hiçbir şey okumamıştım bilmiyordum. Eşimi yanımda istedim ancak acil durum olduğu için doktorum kabul etmedi. Ameliyatheneye girdik belimden uyuşturularak  doğumu başlattılar çok kısa süre sonra kızımın çığlığı sıcacık yanağı ve bembeyaz teni…
Allah’ım ben böyle koku duymadım ben böyle sıcaklık hissetmedim dediğimi hatırlıyorum.O sırada acı değil ama hırpalanma hissettim sadece ve hep kızımı düşünüyordum çünkü suyu yutma ihtimali vardı,hemen müdahale ettiler ve bebeğimi yukarı kata aldılar benim dikişim ve ısınmam devam ediyordu felaket bir şekilde titreme geldi yattığım yatak sallanıyordu,yapılan iğne’den olabileceğini söylediler.
45 dk sonra bende odaya çıkartıldım kızımla kavuştuk bu anlarda hala her şey yolundaydı çünkü belimden aşağısını hissetmiyordum ancak saat 06:00 gibi iğnenin etkisi geçmeye başladığında kabusum başladı çok canım yandı bugün 10.gün ve hala sağ ve sol tarafım acıyor normal doğum yapabilseydim beklide başka sorunlarım olacaktı ama bebeğime sarılıp daha rahat emzirebilecektim çığlık çığlığa canımın acısından ağlaya ağlaya emzirmeyecektim L
Taburcu olacağımız gün kızımın kan sayımında bir sorun olduğunu söylediler trombosit sayısının her geçen gün düştüğünü ve müdahale edilmesi gerektiğini söylediler,ne olduğumuzu şaşırdık doktorlar bize biz onlara boş boş bakıyorduk,tanıdıklarımızı aradık ve prof. Hematolog bulduk o gün taburcu olduk tabi hastaneden çıkış arabaya biniş eve çıkışım ağlaya ağlaya oldu acımdan..
Diğer gün prof. Olduğu başka bir hastaneye gittik ve değerler düşmeye devam ettiğinden hemen IVIG adı verilen tedaviye başlamamız gerektiğini söyledi. Tabiî ki çok üzüldük ancak basit bir tedavi olduğunu %90 başarılı olacağımızı söylediklerinde içimiz daha da rahatladı.
IVIG adı verilen ilaç kızıma verildi ve değerler yükselmeye başladı şuan sadece bir ay boyunca her hafta değerlerine bakılacak ve inşallah bir daha bu konu hayatımızda olmayacak.Bu arada kızımda bu değer düşüklüğünün görülmesi benim genç kızlık zamanlarımda  yaşadığım aynı problemden kaynaklanıyormuş yani benden geçmiş..
Evet benim doğum hikayemde böyle biraz uzun biraz karışık ama sonucu o kadar güzel ki.. Allah isteyen herkese nasip etsin tarifi olmayan mükemmel bir duyguymuş..


21 Mart 2014 Cuma

ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ KISITLANAMAZ

#TwitterBlockedinTurkey

T.C. Anayasası

VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.

Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.

T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği'nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter'e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye'den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter'a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.

Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.

Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış, farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.

Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.

Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız. 

Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.

Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.

Blogger Anne ve Babalar

20 Şubat 2014 Perşembe

İLKLER(2. HAFTA)

   
 Bir hafta 7 gün ne kadar kısa oysa ne kadar uzun bazen.2 haftalık oldun bile bebeğim. Garip duygular içindeyim bazen çook uzun geliyor bu zaman bana bazen çook kısa.Lohusalığıma veriyorum tutarsız duygularımı:)
     Ne kadar çok ilk yaşadın ilk yaşattın farkında mısın acaba? Gerçi farkında olmasan da ilerde olacaksın ne de olsa her yaptığını psikopata bağlamış şekilde aklında tutan bir annen var:) 
     11. gün göbeğin düştü mesela, ruhun duymadı senin ama biz çok sevindik.Hatta nereye gömsek diye beyin fırtınası bile yaptık.12. gün ilk kez bıcı bıcı yaptın, hiç ağlamadın. İlk kez altını açtım,üstünü değiştirdim.İlk kez emerken elimi tuttun,ilk kez sesli güldün, ilk kez hıçkırık tuttu seni.İlk kez sıkılıp ağladım, ağladığım için kendimi suçlayıp bir daha ağladım ve senin o muhtaç haline defalarca üzüldüm, içim acıdı sana.İlk kez emzikten miden bulandı(hayal kırıklığına uğradım:)), ilk kez ninniyle sakinleştin.
     Ahh minnoşum daha ne ilkler yaşayacaksın, yaşatacaksın...Tek dileğim sağlıklı, uzun ömrün, ömrümüz olsun.

18 Şubat 2014 Salı

KÜÇÜCÜK BİR CANLININ DOĞUŞU

     

   Wuhuu zaman buldum ve doğum hikayemi yazıyorum:)Tamam kimse korkmasın ilk haftalarda zaman bulunuyor:)
     Bebikin kime benzeyeceğinden daha çok düşündüm doğuma nasıl gideceğimi:) Kafamda hep gece apar topar gitme senaryoları kursamda gayet normal bir şekilde gittik çok şükür:)
      38+5 de nişan gelmesi(nişane) denen olayı yaşadım ve tam bir hafta azar azar devam etti.Doktorum doğumun yakın olduğunu bebikin haftasını doldurmadan doğabileceğini söyleyince iyice heyecan başladı tabi bizde.Ha bugün ha yarın diye beklemeye başladık.Şubat tatili için gelen babam ve kardeşim biz gitmeden doğsa diye dua eder oldular. Hatta kardeşim okulunu asarak tatilini bir hafta daha uzattı:) 40. haftaya yaklaşırken içimden heralde gününü geçirecek diye düşünmeye ve biraz da gerilmeye başladım.Annemi ve kayınvalidemi geç gelme ihtimaline karşı hazırladım:) Bebeğin ve benim sağlığımda sorun olmadığı sürece o doğana kadar bekleyecektim.Son kontrolümde doktorum her şeyin normal hatta bebeğin çok mutlu olduğunu tam 40. haftada tekrar görüşmemiz gerektiğini söyledi.
      39+6 da öğleden sonra sık sık tuvalete gider oldum.Saat 5 gibi çok az miktarda suyumun geldiğini hissettim.Hatta ilk başlarda emin olamadım hep böyle fooş diye su akacağını düşünüyordum ama benim azar azar doğuma kadar devam etti.Bir çok kişi idrarla karıştırabileceğini düşünebilir, idrarı tutabiliyorsunuz ama suyunuz geldiğinde tutmanız mümkün değil farkları bu:) Doktorumu aradım hemen, yavaş yavaş hastaneye gitmem gerektiğini söyledi.Eşimin isten gelmesine 1 saat kaldığından arayıp onu telaşlandırmadan (zira bu konularda pek soğukkanlı değil:)) annem, kayınvalidem,kardeşim hazırlandık.Whatsapptan benden haber bekleyen arkadaşlarıma haber verdim:) Akşam yemeğimizi yiyip 7 gibi yola çıktık.Hastanede önce muayene olmam gerekiyormuş çünkü bazen doğum başlamayıp eve gönderebiliyorlarmış.Biz o acemilikle hemen odaya yerleştik ki neyse nst de sancılar da çıkınca doğumun başladığına emin oldular.Hemşireler beni soyup, üstümü değiştirdiler.Saat 8 gibi ilk muayenede hiç açıklık olmadığını beklememiz gerektiğini söylediler.Sancılar ara ara giriyordu ama kısa süreli olduğundan pek etkilenmiyordum.Bekleme sürecinde annemler ve kardeşim süslemeleri yaptılar.Bir süre sonra ablam, eşi,minnoş yiğenim,babam da geldiler.Sürecin uzun olabileceğini söylediklerinden biraz kalıp geri eve döndüler.O zamana kadar gayet iyi olan ben, babamı görmemle duygusala bağladım, başladım ağlamaya:) Neyse ki sakinleşmem uzun sürmedi.1 saat arayla nst ye bağlanmaya başladım.Nst ye bağlı olmadığım zamanlarda ise bol bol yürüyüp, açılmayı kolaylaştırabilecek yogada yaptığımız hareketleri yaptım.1 saat sonra açılma 3cm olunca gece doğum olur diye düşündük.Ağrılar dayanabildiğim şiddette olduğundan ve nst ye bağlı olmadığım zamanlarda hareket etmek istediğimden epidurali düşünmedim bile.Gece 12den sabaha kadar açıklık 4-5 cm de kaldı. 12den sonra bir şey yiyemediğimden ve uykusuzluktan enerjim düştü.Artık ayakta zor duruyordum.Ayaktayken sancı giriyorsa hemen duvara dayanıyordum.Sancılarımın şiddeti ve aralığı düzensizleşti.Sabah 7.30 da yapılan son muayene sonrası doktorum suni sancı vermeyi önerdi.Doğumdan önce normal doğum olması için her alternatifi deneyeceğimi hep söylemiştim.Suni sancının çok zor olduğunu da hep çevremden duymuştum ama ona da katlanacaktım, kararlıydım.Yine de ilk duyduğumda umutsuzluğa kapılmadım desem yalan olur.Çünkü suni sancı çekip açılma olmadığından sezaryene dönenleri de çok duymuştum.O an kendimi o kadar çaresiz ve güçsüz hissettim ki ağlamaya başladım.Annem, eşim beni sakinleştirdiler.8 de suni sancı bağlandı.Yatmak istemediğimi serumla birlikte ayakta kalmak istediğimi hareket yapacağımı söyledim.Sandalyeye ters oturup, kalça kemiklerini açmak için hareketler yaptım.Saat 8.30 da beni sancı odasına aldılar.Kardeşim de yanımdaydı, tıp öğrencisi olan kardeşim bu anı kaçırmak istemedi ve  doğuma eşim değil kardeşim girdi.(eşim girse kesin bayılırdı:))Sancı odasından doğumhaneye kapı açılıyordu.Yatağa yatırdılar çünkü nst ye bağlanmam gerekiyordu.Bu süreçte en zorlandığım sey yatmak oldu sanırım.Çünkü sancı girdiğinde tuvalete gitmek istiyordum hep.Artık ısrarlarıma dayanamayıp tuvalete götürdüler beni. Sancılar şiddetlenmişti ve artık ağrı eşiğim düştüğünden öncesinde dayandığım sancılara dayanamaz hale geldim.Her sancı da çığlık atıp rahatlamaya çalışıyordum.Aklıma gelen zamanlarda da nefes egzersizi yapıyordum.Kardeşim ve doktorumun asistanı elimi tutup bana destek oluyorlardı.Sancı girdiğinde midem bulanıp,tuvaletimi yapma isteği duyuyordum.Tekrar muayene yapıldı ve açıklığın 6-7 cm olduğu söylendi.Artık gücüm kalmamıştı sancı olmadığında gözlerimi açamıyordum.Epidural istediğimi söyledim.Doktorum açılmanın çok iyi gittiğini eğer epidural yapılırsa sürecin çok daha uzayacağını söyledi.Aradan 5 dk geçmeden açılmanın 8 cm olduğunu söylediler ve doğumhaneyi hazırladılar.Beni doğumhaneye götürüp, suni sancıyı kestiler.Doğumhanede sancılarım olmayınca tekrar suni sancı bağlandı ve açıklık 9cm olduğundan çok az daha dayanmam gerektiğini söylediler.Artık doğum başlamıştı ve ıkınmam gerekiyordu.Ağrının tavan yaptığı yerde nefes alıp nefesimi vermeden ıkınmam gerektiğini söylediler ama nefesimi tutamıyordum.Mutlaka bir şekilde ağzımdan ya da burnumdan çıkıyordu.Artık son noktada kardeşimin ağzımı burnumu kapattığını hatırlıyorum, doğumhanede sesler yükseldi ve bir anda bebeğim doğdu.İçimde bir boşluk hissettim ve o minicik beden o kadar ilginç geldi ki gözüme derin bir nefes alabildim sadece.Kordonunu kardeşim kesti,götürdüler sarıp tekrar getirdiler yanıma.Göğsüme yatırdılar.Yüzü hem çok tanıdık hem de çok yabancı geldi.Yaşadıklarımın etkisiyle sanırım ağlamadım bile.Niyeyse herkesin ağladığı durumlarda ağlayamıyorum sanırım:)İlk kalp atışını duyduğumda da ağlamamıştım.Sonrasında bebeğimi götürdüler ve kalan son işlemleri tamamladıktan sonra beni sandalyeye alıp odaya götürdüler.Doğum 9.22 de oldu.Suni sancıyı çok kısa bir süre çekmiş olmak büyük şans oldu benim için.Doğumdan öncesi,doğum anı ve sonrası beynimde kesik kesik.Ara ara hatırladığım şeyler dışında birçok şeyi hatırlamıyorum.
      Doğum ekibi şahaneydi.Herkes inanılmaz sabırlı,anlayışlı ve destekçiydi.Hep çok iyi dayandığımı, çok iyi gittiğimi,yapabileceğimi söylediler.Günün kahramanı olacağımı söyleyip gaz verdiler hatta:) Yeri geldiğinde elimi tutup moral verdiler,ağrılarıma ortak oldular.Sorduğum tüm saçma sapan sorulara sabırla cevap verdiler:) Hepsine ne kadar teşekkür etsem az.
     Minnoş oğlum ise tam 40 haftayı doldurduğunda hatta doktorla olan randevu saatimizde doğarak bir İstanbul Beyefendisi olduğunu kanıtladı.Kız annelerine duyrulur:)
     Benim doğum sürecimde böylece son buldu.Umarım tüm hamileler bebeklerine sağlıkla kavuşur sonrasında o güzel kokuyla sarhoş olur:)

14 Şubat 2014 Cuma

HOŞ GELDİN BEBEĞİM

   
Bebeğim, aslında dün yazmış yazabilmiş olmayı isterdim ama seninle uğraşmak bana pek zaman bırakmıyor bu aralar.Bu durumdan şikayetçi miyim? şuan değil:)
    Bugün doğalı tam 8 gün oldu.Bu aralar tek keyfimiz seni izlemek, keşfetmek.
    Ellerini emmek, altın açılınca birden çişini yapmak en büyük keyiflerin:) ıhh ıhh diye ağlıyosun ve ilginçtir ki ilk defa bir ağlama şeklini beğeniyorum. O kadar sevimli oluyosun ki yanaklarını ısırmak geçiyor içimden.Benim sesimi duyunca irkilip, ee ee dediğimde uyuyabiliyorsun (en azından şimdilik).Ha bir de miisss gibi kokun var ki burnumu boynuna sokup saatlerce, günlerce orda kalabilirim.Hayatımıza hoş geldin bebeğim.Seni çook seviyoruz.

1 Şubat 2014 Cumartesi

HASTANE ÇANTASI, BAVULU ARTIK NE DERSENİZ:)

      Evet hamilelikle birlikte kafa patlatacağınız, hatta hazır olana kadar içinizin rahat etmeyeceği, ne zaman hazırlasak, ne koysak gibi milyon tane sorularla içinizin şişeceği bir konu, hastane çantası:) 
Hastane çantasında ne olmalı sorusunun cevabını aslında doğum yapan kişilerin fikirlerinden yararlanarak hazırlamak daha mantıklı.Ben ablamın 2,5 ay önce doğum yapmış olmasından faydalanarak şekillendirdim:) 

Anne İçin:


*1 tane pijama, 2 tane gecelik
*Çorap, patik,terlik
*2-3 tane külot
*Emzirme atleti ve sütyeni
*Göğüs pedi ve kremi
*Uzun boy hijyenik ped
*Şal,hırka
*Tek kullanımlık iç çamaşırı
*Emzirme önlüğü
*Taç

*Makyaj çantasına ise lazım olabilecek,beni mutlu edebilecek ürünler koydum.(Tarak,toka,ayna,allık,allık fırçası,rimel,krem,dudak nemlendiricisi, göz kalemi,makyaj temizleme mendili,diş macunu ve fırçası, cımbız,jilet)

       Olay hamile geceliği, pijaması olunca hem cici hem de uygun fiyatlı şeyler bulmak pek mümkün olmuyor.Üstteki gecelik suwen marka.Sade şık gecelik arayışında olanlara tavsiye ederim.Ben ablamdan aldım onu, çünkü o da sadece 1 kere giydi.Boyner indiriminden uygun fiyata aldı.Hemen altındakini komdan aldım.Erkek bebek annesi olduğum belli olsun diye mavi aldım ama pembesi daha güzeldi:) En alttaki pamuklu pijama takımını c&a mağazasından aldım.Gecelik bakarken Pelin markasında da beğendiklerim oldu ama kumaşları çok ince geldi.Kışın doğum yapacağım için biraz daha kalın kumaşlı tercih ettim.Yine aqua markasında çok güzel gecelikler var ama bir kere giyeceğim bir geceliğe o kadar para vermek istemedim şahsen. Yine farklı alternatif arayanlara ı&d markasını da öneririm.Beyaz pijama takımını beğenmiştim bu markanın ama gecelik daha kullanışlı dediklerinden almadım.Online satışı var mutlaka bakın.
      Kırmızı tacı euromodadan aldım mavi olanı ise kendim yaptım.

Bebek İçin:


 Bebek kıyafetleri o kadar küçük parçalı oluyor ki sıkıntı olmaması açısından her bir seti keselere koyduk.Bu şekilde 3 set hazırladık.Biraz abarttık gibi geliyor ama bakalım yaşayıp görücez:)Her bir sette:
*Alt- üst kıyafet
*İç zıbın
*Şapka
*Eldiven
*Çorap
*Önlük-mendil
*Battaniye var.
Bunların dışında bir tane yelek ve yedek eldiven,mendil.şapka koyduk.

Ivır-Zıvırlar:

*Havlu peçete
*Fotoğraf makinesi 
*Kapı süsü,bebek şekeri,ikramlıklar 
      Benim hastane çantasına koyduklarım bunlar.Hangileri gerekli olur hangileri olmaz bilmiyorum. Bu arada 35. haftada hazırladım çantayı.Haftalardır bekliyor köşede:) Son 5 gün.Bebiko ne zaman gelecek merakla bekliyoruz artık:) 





28 Ocak 2014 Salı

PARTİ SÜSÜ PÜSÜ :)

     Amaan eskiden annelerimizin işi ne kolaymış.Tamam belki hazır bez yokmuş, bebelerin totosu 'T' şekline getirilen bezlerle bağlanırmış ama ne hastane, ne de doğum günü süsüyle uğraşmışlar.Pasta böreği hazırla, topla akrabaları,üflesin bebe mumları, bitti gitti.Şimdi daha bebeler doğmadan başlıyor hazırlıklar.Baby showerdı, hastane süsüydü,odasıydı,sonra doğuyor 40 mevlüdü, diş buğdayı,1. yaş günü,2.,3.....bitmiyo da bitmiyo:) Yapsan bi dert yapmasan bi dert:)
     Önce baby shower hazırlığında sonra ise bebek şekeri etiketi konusunda internette dolaşırken o kadar güzel siteler keşfettim ki bu tarz hazırlıklar içinde olanlara faydası olur diye paylaşmak istedim.Eğer benim gibi bilgisayar konusunda tecrübeli değilseniz bile altından rahatça kalkabilirsiniz.
      http://www.potterybarnkids.com/  bu şahane siteye girdiğinizde bir süre kendinizi kaybedebilirsiniz.Beğendiğiniz ürünleri online olarak da alabilirsiniz ben tecrübe etmedim o yüzden güvenilir midir bilmiyorum. Sol üst köşede design studıo yazan yere tıklayınca karşımıza parties&celebrations  başlığı altında  baby shower yada doğum günü parti süsleri çıkıyor.Parti resimlerinde neyi nasıl kullandıkları size fikir verebilir.Beğendiğiniz temanın süslerini sağdaki bölümden tıklayarak indirebilir, hazırlanan süslerin videolarını izleyebilir, hatta pasta tariflerine bile ulaşabilirsiniz.
      http://peoniesandpoppyseeds.com/ bu sitede ise partiye dair her şeyi bulabilirsiniz.Şapkadan, mısır kaplarına, etiketlere kadar her şey indirilebilir.Hatta birçoğunu kullanmayacaksınız bile.O kadar çok seçenek var ki bebikonun yaş günü süsünü de ordan indirebilirim.Biraz kişiselleştirmek isterseniz o konuda photoshop bilgisi gerekiyor ki o konuda pek tecrübem yok:) Sadece parti süsleri değil, özel günler için çerçeve içi yazıları da, çocuklar için sevimli yemek tabakları hazırlama örneklerini de bulabilirsiniz.
       Ben baby shower süslerini burdan indirdim.Kullanım şekline göre kimisini kalın kağıda kimisini ince kağıda bastırarak kullandım.
      Bu son site ise http://betulkpolat.blogspot.com.tr/ blogu sahibi sayesinde haberdar olduğum bir site. http://www.zazzle.com/  Bebek şekeri etiketlerini burdan yaptım. Tek yapmanız gereken arama butonuna baby stiker yazmanız. O kadar çok seçenek çıkacak ki karşınıza aramayı daraltma ihtiyacı hissedeceksiniz.Bebek şekeri etiketini atlı karınca temalı yapmak istediğimde karşıma bu kadar çok seçenek çıkacağını tahmin etmemiştim.Ayrıca herşeyi kendinize göre değiştirip, kişiselleştirebilirsiniz.Bu konuda biraz sabır gerekiyor:) Beğendiğiniz stikera tıkladıktan sonra altta 'customize it' yazısına tıklayarak kişiselleştirmeye başlayabilirsiniz.Sitede sadece stiker değil bir çok süslemeye de ulaşabilirsiniz.Tek dezavantajı yaptığınız çalışmayı kaydedemiyor olmanız.Ben bilgisayarın ekran görüntüsünü kaydedip ozaliçide bastırdım. Hastanede ikram edeceğimiz şekerler için stiker olarak bastırıp şekerlere yapıştırdım.
Bebek şekeri için olanı ise biraz daha küçük boyda kalın kağıda bastırdım.
Kesmek biraz zaman alıyor.Eğer bastırdığınız boyda kesici varsa mutlaka ozalitçide kestirin:) 
Hepinize bol süslü püslü partiler:)