27 Mayıs 2014 Salı

İPEK'İN DOĞUM HİKAYESİ

    Doğum yaptım bitti ama pozitif doğum hikayeleri okumak bana hala çok keyif veriyor.İnstagramda takipleştiğimiz İpek Hanımın doğum hikayesi de bana çok keyif verdi.İsterseniz burdan  blogunu inceleyebilirsiniz.Efe ile birlikte uzun sağlıklı ömür diliyorum bu güzel aileye.
         Bu da bizim doğum hikayemiz; keep calm and push
Bu yazıyı doğum günü sabahımda yazıyorum.. Meğer ne zormuş o doğum günlerinin sabahı... Çok düşündüm bu yazı için, sonrasında tüm detayları uzun uzun yazmaya karar verdim. Hamile olduğum dönemde doğumu düşünürken aklıma o kadar gereksiz ayrıntılar takılıyordu ki, belki benim gibi hamileler vardır diye yazıyorum her detayı uzun uzunnn :))
Hamileliği ve normal doğumu hiç düşünmeyen ben, bir kez daha büyük konuşmamam gerektiğini anladım... Hiç ummadığım bir zamanda hamile kaldıktan sonra, bundan önceki dönemlerde hamile arkadaşlarıma yaptığım, 'nasıl ya ne normal doğumu siz çıldırdınız mı' yorumlarıma rağmen normal doğum yaptım. Beni normal doğum konusunda cesaretlendiren sebepleri ayrıca yazacağım. Özetle, tüm şartlar yolunda gidiyorsa eğer bi deneyin derim ben :)
Her hamile gibi bizde de 9 ayın gündem konularından birisi normal doğum mu sezeryan mı geyikleriydi. Ben öyle 7-8 saat sancı çekemem, direk sezeryana dönerim dediğimi hatırlıyorum defalarca...
Hamileliğim boyunca 16 kilo aldım, çalıştığım için her gün yürüyüş yapma vs. lüksümde olmadı açıkçası ( yapabilenleri takdir etmiyo değilim). Sadece belimin çok ağrıdığı veya vakit bulabildiğim dönemlerde eve aldığım hamile yogası dvdsi ile yoga yapabildim, tabi doktorumun onayıyla.
Hamileliğinin 37.haftasında doğum iznine ayrıldım ve sonrasında tüm itirazlara rağmen son güne kadar gezmeye devam ettim, tüm hamileliğimde olduğu gibi:) Evde oturup sancı beklemek çok da bana göre değildi açıkçası, sokaklarda sancım veya suyum gelirse diye bir korkum da yoktu. Ama bir şeye dikkat etmem gerektiğini atlamıştım:( Doğumdan bir kaç gün önce, Salı gecesi, Çarşamba günü ve gecesi ateşliydim, vücudum çok su kaybetti ve maalesef tüm direncim düştü :( Bugün iyiyim dediğim Perşembe günü sabahında ise bu günün "O gün" olduğunu bilmiyordum:)
Sabah kahvaltısı sonrasında farklı bişeyler olduğunu hissetmeye başladım. Acaba doğum sancılarını anlar mıyım dediğimde doktorum hiç şüphen olmasın demişti, haklıymış :) Öğlen 2 civarında sancıların hafif fakat sürekli olduğundan emin olduğumda doktorum Altuğ Semiz'i aradım ve durumu anlattım. 39+4 'te olduğumdan bu beklenen bi durumdu aslında. Gayet sakin şekilde duşumu alıp, çok da çaktırmadan eksik birşey var mı diye gözden geçirmeye başladım, evde annemle birliktelik, onun panik olmasını istemiyordum :)
Bundan sonrasında süreci gayet açık seçik anlatacağım okumak zorunda değilsiniz şimdiden belirteyim :)
Akşam üstü 5 civarında nişanım geldi, o muydu bu muydu derken nişanın da ne olduğunu anladım :) Doktorum ile konuştuktan sonra Eren'i işten çağırmaya karar verdim. Zaten son dönemde her telefonumu acil durum beklentisiyle açıyordu, kafasında eve gelen tüm alternatif yolları belirlemişti... Ve işte bu sefer gerçekten acil durum sinyali, doğum başlıyor, gelebilirsin :) Tabi yoldan kardeşimi de almayı unutma:) Şanslıymışız ki eşimin ablası o sabah Amerika'dan gelmişti ve beni görmek için bize geliyordu :) Sonuç olarak saat 18.00 civarında çekirdek kadro bizim evde toplandı. Sancılarım sıklaşmaya başlamıştı fakat mümkün olduğunca evde vakit geçirmek istiyordum, makyajımı yaptım, son gebe fotolarımızı çekindim. Artık yola çıkabiliriz dediğim saat işten çıkış trafiğinin maksimum olduğu saatti:) TEM trafiğinden kaçarak, ara yollardan Şişli Memorial'a ulaştığımızda sancılar esnasında koltukta dik oturamayacak duruma gelmiştim. ( Tabi ilerleyen saatlerde o sancının çok da bişey olmadığını fark ettim :))
Kontroller, NST bağlama süreçleri falan, başlarda keyfim yerindeydi aslında, ağrım olacağını kabul etmiştim ve ağrılarım dayanabileceğim seviyedeydi. Yakın arkadaşlar da yavaş yavaş gelmeye başlamıştı, sancı gelmeyen zamanlarda muhabbet iyiydi :)
image  image
Sancılar sıklaşmaya ve artmaya başladığında ( NST'de 70-78 civarı) gözüm diğer şeyleri görmemeye başladı. Annemin yanımda olmasını istemiyordum çünkü benim canım yandıkça onunkisinin daha çok yandığını yüzünden anlayabiliyordum. Alttan yapılan muayene sonrasında 2cm'lik açılma olduğunu öğrendik, en azından açılıyor diye sevindiğimi hatırlıyorum...Bu arada alttan muayenelerde benim canım bahsedildiği gibi öyle çok acımadı.
Doktorum bir toplantıda olduğu için henüz yanıma gelememişti ama sürekli mesajlaşıyorduk, ben hala bir kaç saat içerisinde doğururum diye düşünüyordum,hele ki yan odamda yatan ve 2. doğumunu yapan bayanın 3 saat içerisinde doğurduğunu öğrendikten sonra :) Ne bileyim ben, ben bi cahil gebe:)
Benimle ilgilenen ve doktoruma sürekli bilgi veren doktorum, ameliyata alınma ihtimalim olduğu için saat 9'dan sonra yemek ve su veremeyeceklerini belirtti, yemeğimi yedim ve suyumu içtim. Ama canı gönülden söylemeliyim ki bu doğum sürecinde beni en çok zorlayan şey susuzluktu... Demiştim yaaa birkaç gün önce ateşliydim diye, işte tam da bu yüzden susuzluk çok üzdü, yordu beni :(
image
Saatler ilerledikçe ağrılarım sıklaşmaya ve keyfimi kaçırmaya başlamıştı, önceki geceden o kadar uykusuz ve halsizdim ki bu moralimi de etkiledi, enerjim düştü:( Kendimi çok yorgun hissediyordum, ağrı her geldiğinde NST cihazındaki değerini merak ediyor ve sürekli en fazla kaça çıkacak bu değer diye soruyordum. Artık dayanamayacağım, çok uykusuz ve yorgunum dediğimde saat gece yarısı 2 olmuştu. Tam o sırada doktorum geldi, herşeyin yolunda gittiğini, bu şekilde devam ederse sabah 10 civarı doğumun gerçekleşebileceğini söyledi... Sabah 10 mu??? O kadar uzun mu diye düşündüm, çok güçsüzüm, uykusuzum, yorgunum dediğimi hatırlıyorum. Sonuç olarak epidural bağlanmasına karar verdik, böylece 1-2 saati ağrısız geçirip, biraz dinlenip uyuyabilecektim, işte o zaman her şey daha iyi olacaktı...
Küçük bi parantez açarak epidural takılırken hiç birşey hissetmediğimi, canımın hiç yanmadığını ve sonrasında da baş ağrısı çekmediğimi belirteyim.. Bu konuda da insanı korkutanlar, abartanlar olmuyo değil :)
image   image
Sanırım biraz şanssızdım ki edipural 2 saat değil 42 dakika ağrımı hafifletti, sonrasinda ağrılarım tekrar eski düzeyine geldi, hatta daha da arttı :) Tabi herkeste böyle olacak diye bi kural yok, hafifletme derecesi, ilacın etki etme yeri kişiden kişiye değişebilir. Ağrılarım çok arttığı için doktorumunda onayı ile epidurali bir doz daha alma kararı verdik, bu durum doğum sürecini biraz uzatıyordu ama en azından biraz da olsa gücümü toplayabiliyordum. Küçük bir not, epidurali takan anestezi uzmanları yeni doz için onay vermezse bile ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle konuyu doktorunuza taşıyın. Gece 3 ile 7 arası benim için zor geçti diyebilirim. Odamı boşaltmıştık, küçük bir odada yatıyordum ve +2 kişi bile bir karışıklığa sebep oluyordu. Bu sebeple benim belirlediğim şanslı (!) bir kişi yanımda kalıyor, kalan ekip de aşağıda bekliyordu. Işıkları kısıp odada oldukça sakin bir ortam yaratmıştık, mümkün olduğunca dinlenmeye ve sancılar ile panik olmamaya çalışıyordum.
image    image
Bu aşamada yine önemli bir noktaya değineceğim. Hamilelik ve doğum sürecim boyunca, bu konuda oldukça tecrübeli (yaklaşık 80 doğum gözlemlemiş) ve beni normal doğum konusunda oldukça destekleyen arkadaşım Zeynep. Doğumun başından sonuna yanımdaydı, yaşayacağım her süreci öncesinde ondan dinledim sonra tecrübe ettim, ben bittim dediğim anlarda gülen yüzüyle herşey şahane lay lay lommm Efe geliyor diye sevinç çığlıkları atıyordu. O süreçte hem beni, hem üzüntüden ve endişeden yorulan annemi, eşimi, kardeşimi kısacası herkesi rahatlatıp ortama pozitif enerji yaydı. Bu sebeple doğum koçu fikrine oldukça sıcak baktığımı belirtmeliyim.
Hava aydınlanmaya başladığında Ocak ayı olmasına rağmen yağmursuz açık bir gündü, veya bana öyle geldi:)) Artık bitiyor, çok az kaldı, sık dişini İpek dedim. Akabinde şansımıza istediğimiz odanın boşaldığını ve oraya geçebileceğimiz de öğrendim, keyfim iyice yerine geldi. Gariptir ama bir önceki gece NST'de 80-90'lara dayanamayan ben 140-150'lerde sancı çekiyordum, 172'yi gördüğümü biliyorum :)
image   image
Saat 8-9 civarı doktorum tekrar kontrole geldiğinde 8 cm'lik bir açılma olduğunu söyledi, süper artık doğum olacak diye düşünürken asıl olaya geçtik. Efe Bey'in kafası tam oturmadığı için yürümem, ayakta durmam gerekiyordu. Aksi takdirde doğumun sezeryana dönme ihtimali yüksekti. Doktorum suyumu patlattı ve hadi bakalım kalk ayağa dedi, bacaklarınızın arasında bir top olduğunu ve yürüdüğümüzü düşünün :) Epidural takıldığı için bacaklarım güçsüzleşmişti, yürüyebiliyorum fakat destek almam gerekiyordu. Tabi sancılar da tam gaz devam ediyordu :) Bu esnada saat bir güzel haber (!) daha aldım. Herşey yolunda giderse Efe Bey 14.00 civarı doğacaktı. Beklenen saat yine uzaklaşmıştı benden.
IMG_3494   image
Son düzlükteydik ve ben kendimi geceki kadar güçsüz hissetmiyordum, havanın aydınlanması, odanın değişmesi, arkadaşlarımın gelmesi vs. moralimi yükseltmişti. Bir süre otura, kalka yürümeye çalıştım, yani söz dinledim :) Açık söylemek gerekirse son 4 saat çok net değil beynimde. En son doktorum kontrole geldiğinde hadi bakalım gidiyoruz dedi, ben de biraz desteklersem bu iş olur :) Ve işte kilit kelime 'desteklemek' derken??!?! Gözlerim hemen Zeynep'i aradı ve gerekli açıklama geldi, o zaten doktorlar konuşmuştu bile :) Ufak bir vakum desteği gerekebilir, ama sakın korkma, bu kötü bişey değil. Açıkçası çok da umurumda değildi, artık o miniği istiyordum sağlıklı bir şekilde, öyle ya da böyle.
Hemşireler beni yataktan sedyeye alırken annem yok dedim, annemi çağırın, yoksa çok üzülür. Sabah kahvaltısı için annemi yeni ikna etmişlerdi oysa ki :) Annem de geldikten sonra, gülen yüzlerle birlikte çıktık yola, ameliyathaneye değil doğumhaneden gidiyorduk, sanırım oluyordu bu iş :)
image   image 
Doğumhaneye girerken fotoğrafçımız ve Eren kıyafetlerini giyip ilk işarette içeri girebilmek için hazırlanıyorlardı. Doğum aşamasında değil fakat Efe'nin çıkışıyla birlikte onlarda odaya gireceklerdi. Doğumhane ameliyathane gibi değil, sakin bir oda düşünün, kapısında sevdikleriniz bekliyor. İçeride sabah saatlerinden beri benimle ilgilenen 2 hemşire ve ben, doktoru bekliyoruz... Karşı duvarda, pencerenin yanında duran saate baktım 13.50, lütfen 14.00'da doğmuş olsun diye geçirdim içimden.
Suni sancı verilmesini istedi doktorum, daha kuvvetli ıkınabilmem için. Bu haber canımı sıkmadı değil :(( Vermeyin nolur ben ıkınırım, yetti dünden beri çektiğim sancı... Bu esnada bildiğim tüm teknikleri, nefesi vs. unutup hemşireye nasıl ıkınacağım hadi deneyelim, doktorum gelene kadar deneyelim diye bastırıyordum :)
Ve işte doktorum da geldi, hem sancıdan hem heyecandan nefesim kesildi... 3 kez, ardı ardına doğru düzgün nefes bile alamadan, ara vermeden, 3 uzun ıkınma... Veee kurbaanın çıktığı o anı hissetme, sonra sesini duyma... Eren gelsin, o da görsün... İyi mi, güzel mi?? Soruları ardı ardına sıralarken sabırsızlanıyordum, bir taraftan ağlıyor, gülüyor ve susmadan soru soruyordum :) Eren Efe'yi temizleyip sarmalarını izliyordu, diğer taraftan da göz ucuyla bana herşey yolunda bakışı atıyordu:) Ve beklenen o an, minik kurbaa kollarımda ve sütünü emmeye başladı bile, sanki yıllardır emiyormuş gibi, kollarımı, sesimi tanıyormuş gibi... Yüzümü tanıyormuş gibi bana bakıyor... O kadar minik ve o kadar güzel ki, gözümün ta içine bakıyor,hoşgeldin diyorum ona sonunda geldin, iyi ki geldin :)
image  image
image  image
Doğum saatine 14.01 yazalım diyor hemşire, dileğime göre 1 dakikalık bir gecikmeyle minik kurbaa aramızda :) Hoş geldin annesinin minik kurbaası. Tam 22 saatte geldin ama iyi ki geldin :)
image  image
image  image
image  image
image
Seni çok seviyorum annesinin kurbaası :)


Ipek evci

3 yorum:

  1. O kadar güzel anlatmissiniz ki bir an önce doğum yapmak istedim..gozlerimden yaslar akti..Sağlıkla büyüsün ins.

    YanıtlaSil